Bir zamanlar okul çıkışı eve dönmek, bugünkü gibi doğruca apartman kapısına yönelen kısa bir geçiş değildi. Çantalar omuzda biraz kayar, önlüklerin düğmeleri gevşer, günün yorgunluğu daha sokağın başında oyun isteğine dönüşürdü. O saatlerde mahallenin bakkalı, büfesi ya da küçük gazoz dolabı olan dükkânı çocuklar için yalnız alışveriş yapılan yer değil, günün ikinci durağı olurdu. Cam şişelerin buğulu yüzeyi, kapağın açılırken çıkardığı ses ve dükkân önünde birkaç dakikalık oyalanma, okul ile ev arasındaki zamanı bambaşka bir anlamla doldururdu. Gazoz molası dediğimiz şey, aslında çocukluğun sokakta uzamasına izin veren küçük bir toplumsal ara zamandı.
Mahalle Kültürü açısından bakıldığında bu molalar, esnaf ile çocuklar ve aileler arasında kurulan güven ilişkisinin görünür parçalarından biriydi. Mahalle bakkalı çoğu zaman yalnız mal satan kişi değil; kimin hangi evden olduğunu, hangi çocuğun neyi sevdiğini, kimin veresiye defterine ne yazıldığını bilen hafıza taşıyıcısıydı. Okul çıkışı dükkân önünde toplanan çocuklar, yalnız gazoz içmez; aynı zamanda mahallenin yetişkin dünyasına güvenli bir mesafeden katılırdı. Esnaf "evdekilere selam söyle" der, bazen bozuk para üstüne küçük bir şeker sıkıştırır, bazen de acele etmeden şişeyi açıp çocuğun kaldırıma oturmasına göz yumardı. Bu küçük jestler, alışverişin ötesine geçen bir bağ kurardı.
Gazoz molasının güçlendirdiği ilişki en çok süreklilikten beslenirdi. Her gün aynı dükkâna uğramak, aynı yüzü görmek, aynı rafta duran bisküvileri ya da sakızları tanımak, çocuk için mahallenin sınırlarını duygusal olarak güvenli kılardı. Esnaf da çocukların büyümesini adım adım izlerdi; önce ilkokul çantasıyla gelen, sonra tek başına ekmek almaya başlayan, yıllar sonra annesi adına alışveriş yapan genci tanırdı. Bu tanışıklık, mahallenin soyut bir yer olmaktan çıkıp ilişkiler ağına dönüşmesini sağlardı. Bir gazoz, bu yüzden yalnız serinletici bir içecek değil; çocuk ile çevresi arasındaki görünmez bağların tadıydı.
Bu sahnenin içinde dönemin toplumsal yapısına dair ince işaretler de vardır. Çocukların dükkân önünde oyalanmasına izin verilmesi, sokakta tek başına var olabilmeleri, mahallede herkesin birbirini az çok tanıması ve esnafın yarı akraba gibi görülen konumu, bugünün daha kapalı şehir hayatından farklı bir kamusallık anlatır. Okul çıkışı saatleri aynı zamanda annelerin pencereden sokağı gözettiği, babaların işten dönmeden önce mahallenin günlük ritminin çocuklar ve esnaf arasında kurulduğu saatlerdi. Gazoz molası, tam bu yüzden yalnız bir çocuk alışkanlığı değil; mahalle düzeninin nasıl işlediğini gösteren canlı bir ayrıntıydı.
Bugün o cam şişelerin sesini hatırladığımızda aslında daha büyük bir şeyi anımsıyoruz: çocukluğun sokağa, sokağın esnafa, esnafın da aileye bağlandığı eski bir güven düzenini. Okul çıkışı gazoz molası ile geçen saatler unutulmadıysa, bunun nedeni serin bir içeceğin verdiği sevinçten fazlasıdır. O saatler, mahalle esnafıyla kurulan bağı gündelik ve doğal biçimde güçlendiriyordu. Bir çocuğun adını bilen, içeceğini nasıl sevdiğini hatırlayan ve eve geç kalmaması için hafifçe uyaran esnaf, mahallenin sessiz terbiyesinin parçasıydı. Gazoz molası bu yüzden küçük görünür; ama eski mahalle kültürünü anlamak için büyük bir anahtardır.
Okul Çıkışı Gazoz Molası İle Geçen Saatler Mahalle Esnafıyla Bağı Nasıl Güçlendirdi

Eski Pano