Bir zamanlar pazar dönüşü, yalnız evin haftalık ihtiyacını taşıyan bir yürüyüş değildi; mahallenin ritmini, insan ilişkilerini ve güven duygusunu da eve getiren bir yolculuktu. Kolları biraz aşağı çeken filelerin içinden maydanozun yeşili, portakalın parlaklığı, ekmeğin sıcak kabuğu ve kâğıda sarılmış beyaz peynir görünürdü. Sokaktan eve dönülürken bakkala uğranır, eksik kalan bir şey sorulur, manavla ayaküstü iki cümle edilir, kasabın vitrini önünde ertesi günün yemeği düşünülürdü. Pazar çantası ya da file, sadece taşıma aracı değil, mahalle ekonomisinin ve komşuluk dilinin gündelik eşlikçisiydi. Dolu filelerle eve dönen biri, aslında o semtin insanlarıyla kurduğu düzenli ilişkiyi de omzunda taşırdı. O yüzden pazar dönüşü görüntüsü, eski mahalle hayatının en tanıdık ve en sıcak sahnelerinden biri olarak hafızada kaldı.
Mahalle Kültürü içinde bu günlerin önemi, alışverişin sadece satın alma işlemi olmamasında yatar. Mahalle esnafı müşterisini çoğu zaman adıyla tanır, hangi evde kaç çocuk olduğunu, kimlerin zeytini daha az tuzlu sevdiğini, kimin ay sonunu beklediğini bilirdi. Filelerin dolması, bir yandan eve bereket duygusu getirirken, öte yandan bu tanışıklık ağını görünür hale getirirdi. Pazardan dönen biri manavın tavsiye ettiği domatesi, bakkalın ayırdığı çayı, fırıncının sıcak simidini aynı günün içine yerleştirirdi. Bu ilişkiler yazılı kurallarla değil, tekrar eden karşılaşmalarla ve küçük hatırlama biçimleriyle güçlenirdi. Filede taşınan her ürün, aslında bir selamın, bir güvenin ya da ertesi güne bırakılmış kısa bir hesabın parçasıydı. Böylece alışveriş, ekonomik olduğu kadar duygusal bir dolaşım da yaratırdı.
Bu kültürün en canlı tarafı, pazar dönüşünün sokakta bıraktığı görünürlüktü. Merdiven başında filelerin yere bırakılıp anahtar aranması, apartman girişinde komşunun “ne aldın bugün?” diye sorması, çocukların fileden gizlice mandalina seçmeye çalışması, o anı küçük bir sosyal törene dönüştürürdü. Esnafla bağ da tam bu tekrar eden sahnelerde güçlenirdi. Her hafta aynı tezgâhtan meyve almak, aynı fırından ekmek çıkarmak, aynı aktarın kavanoz kokusunu duymak, semtin insanlarını birbirine yabancı olmaktan çıkarırdı. Mahalle ekonomisi büyük zincirlerin hızına değil, bu tanışıklığın yavaş ama sağlam akışına dayanırdı. Pazar dönüşü dolan fileler, bu yüzden sadece yiyecek dolu değildi; içinde güven, alışkanlık ve karşılıklı hatırlanma hissi de bulunurdu. Bir mahallenin gerçek sıcaklığı çoğu zaman bu küçük taşıma sahnelerinde saklıydı.
Bugün filelerin yerini çoğu zaman poşetler, hızlı teslimatlar ve kimsenin kimseyi tanımadığı alışveriş biçimleri aldı. Ama pazar dönüşü dolan fileleri düşündüğümüzde özlediğimiz şey yalnız eski alışveriş araçları değildir. Asıl özlenen, bir semtte yaşamanın görünür ve hissedilir bağlarıdır. Mahalle esnafıyla kurulan ilişki, yalnız ürün kalitesi ya da fiyat üzerinden değil, karşılaşma sürekliliği ve karşılıklı güven üzerinden güçlenirdi. Fileyi eve taşıyan el, aslında semtin hafızasını da taşırdı. Bu yüzden eski pazar dönüşleri, basit bir alışveriş alışkanlığından daha büyük bir anlam taşır: onlar, gündelik hayatın içindeki topluluk hissinin nasıl kurulduğunu anlatır. Dolu filelerin ağırlığında biraz da mahalleye ait olmanın rahatlığı vardı.
Pazar Dönüşü Dolan Fileler Günleri: Mahalle Esnafıyla Bağı Nasıl Güçlendirdi

Eski Pano